Favori Lezzetler
MEKANLAR YAZARLAR CHEFLER & BLOGGERLAR HABERLER

Gülşen Gülsün Koçak

Gecenin Tadını Kırmayalım!
6 Ekim 2017 Cuma

“Yemek yemek üstüne ne düşünürsünüz bilmem
Ama kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olmalı”

                                                                            Cemal Süreyya

Eski çağlarda, çalışmak için sabahın erken saatlerinde kalkan ve güç toplamak amacıyla  genellikle bayatlamış soğuk yiyecekleri yiyenler için sabah kahvaltısının adı ”Gecenin Tadını Kıran” dı…

İlk çağlarda beslenme ile ilgili ilk bilgiler Homeros’un destanlarıdır. Bu destanlara göre kahramanlar için yapılan  şölenlerde keçi, yağlı domuz eti, dana ve koyun  etleri uzun şişlere takılarak  pişirilir ve beraberinde ekmek yenir, şarap ve süt içilirdi.  Helenler su, süt ve arpa unundan yaptıkları “maza” adını verdikleri hamuru,  Roma ise arpa yerine kızıl buğday unundan yapılan “puls” dedikleri hamuru kurutup, yiyecekleri zaman  ıslatır ve diğer yiyeceklerin yanında ekmek olarak tüketirlerdi.

 Eski çağlarda, yemek öğünlerinin kahvaltı, öğlen yemeği ve akşam yemeği gibi bölümlere ayrılmamış olduğunu tahmin etmek zor değil.  Araştırmalar genellikle  gün ortasında ve  bazen akşam saatlerinde  de  yemek yendiğini göstermektedir.

Gıda tarihçisi Caroline Yeldham,  ortaçağda  insanların birden fazla zamanda yemek yemesinin oburluk olarak göründüğünü belirtmekte ve özellikle Romalıların sindirim konusunda takıntılı oldukları ve tek öğün dışında yemek yiyenleri pek hoş karşılamadıklarını  söylemektedir.  Bazı araştırmalarda insanların tek öğün yemek yemelerinin ardından,   birkaç gün hiçbir şey yemeden oruç tuttukları da ifade edilmektedir.  Birden fazla öğün yemenin,  dahası sabah yemenin Tanrıya karşı gelme  hareketi, oruç tutmanın ise kişinin isteklerini reddetmesi,  kendine hakim olma kabiliyetinin bir kanıtı olarak görüldüğü anlaşılmaktadır.  Yemek yazarı Heather Arndt Anderson; ortaçağ ahlakçılarının kahvaltı yapanları düşük statüde tarif ettiklerini,  çünkü biri kahvaltı yaparsa o kişinin diğer şehvetli iştahlarının da aşırı olduğunun düşünüldüğünü söylüyor.

Zaman ilerledikçe çalışan erkeklerin,  dayanıklılık  ve iş verimlerinin  artması amacıyla işe başlamadan önce  küçük bir ekmek parçasıyla peynir ve bira ile sabah öğünü yemelerine olumlu bakılmış, yaşlı, engelli  ve çocukların da  buna ihtiyaçları olduğu yönünde görüşler oluşmuştur. 

17.yy.dan itibaren kahvaltı tüm sınıflarca yenmeye başlanmıştır. Zenginler evlerinde kahvaltı odaları olarak bölümler yapmışlar, lüks içinde yapılan kahvaltı sofralarını; çay, kahve, yumurta, krep, bazen istiridye, haşlanmış tavuk ve sığır biftekleri ile donatmışlardır. Çalışan sınıflar için ise tüm gün sürecek ağır çalışmaya dayanmak için bir gereklilik olarak görülen kahvaltıda yenilenler, diğer öğünlerde yediklerinden farklı şeyler değildi.  Çalışmak için sabahın erken saatlerinde kalkan ve güç toplamak amacıyla ve genellikle bayatlamış soğuk yiyecekleri yiyenler için bu kahvaltının adı “gecenin tadını kıran” dı. Geceden sonra geceyi sonlandıran ilk şey olan kahvaltının “gecenin tadını kıran” olarak adlandırılması bu dönemlere ait bir tanımlamadır.  

Kahvaltı, 19.yy.dan itibaren herkes tarafından benimsenmeye başlanmıştır.  Kahvaltıda et, patates, tereyağı, mısır ekmeği, kavrulmuş tavuk gibi yemekler tüketilmeye başlanmıştır. Kahvaltı sosyal bir etkinlik halini almış, şölen haline dönüşmüştür, ancak bu tür yiyeceklerin erken saatlerde yenmesi, hazımsızlığı da beraberinde getirince; daha hafif yiyecek arayışına geçilmiştir. Dönemin Gastronomi Profesörü Pierre Blot; tatlılar, et ve sıcak  ağır yemeklerden kaçınılması gerektiğini, akşamdan kalan soğuk yemeklerin yenmesi, kahve, süt, çay, likör  gibi  uyarıcıların alınmamasını önermiştir.  Tahılın daha hafif ve sağlıklı bir besin olarak görülmesi aynı zamana denk gelmektedir.  Hatta Amerika  Üzüm Fıstığı üreticisi olan General Foods  bu durumu ticari fırsat olarak görmüş, tahıllarını daha fazla satabilmek için;  “İyi kahvaltı yiyen, daha iyi iş yapar” sloganıyla  reklamlar yaparak,  tahıl satışını üst seviyelere çıkarmıştır. Pek tabii dir ki o zamanlar tahıllar aşırı şekerli, işlenmiş gıda ile buluşmamışlardı….

Yararlanılan kaynaklar
-http://sanatkaravani.com
-priceonomics.com/how-breakfast-became-a-thing/
-http://www.encyclopedia.com/people
-middle-eastern-art-biographies/john-harvey-kellogg
-http://www.bbc.com/news/
-Eat Like an Egyptian,S.Butler,2013

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen 2 yorum var.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
MEKANLAR
YAZARLAR
MİLLİYET LEZZET
FACEBOOK'TA FAVORİ LEZZETLER
CHEFLER
BLOGGERLAR
TWITTER'DA FAVORİ LEZZETLER
Favori Lezzetler • Hakkımızda • Künye • Reklam • İletişim
HABERLER
• Etkinlik • Avm • Otel • Kahvaltı Mekanları • Steakhouse • Favori Mekanlar • Eğitim • Vitrin
MEKANLAR
• Türk Mutfağı • Steakhouse • Belçika • Pizzacılar • Mantıcılar • Çay Bahçesi • Dondurmacı • Fırın
CHEFLER
• Chef Merve Uçan • Chef Cangül Dağlaraşar • Chef Oktay Evmez • Chef Ahmet Tunçay • Chef Erdoğan Atabay • Gurme Chef Haldun Z. Tüzel • Eğitmen Chef Özlem Mekik • Chef Özlem Küçükosman
YAZARLAR
• Aylin Oktay • Mehmet Korkmaz • Dilek Toksoy • Sevda Erdoğmuş / Gıda Mühendisi • Ayşe Yaşın • Sevda Yılmaz • Şefika Onur Akatay • Duygu Sezen