Üye Girişi Üye Ol
Favori Lezzetler
MEKANLAR YAZARLAR CHEFLER & BLOGGERLAR HABERLER
http://gurmefestistanbul.com/

Dilek Toksoy / Lezzet Gezgini

Sevgiyi, lezzeti, hoşgörüyü, doğayı, güneşi hissedin, Ayvalık'tasınız
10 Mayıs 2018 Perşembe

Ayağımın tozuyla geldiğim Ayvalık Doğa Festivali ilk defa yapılmasına rağmen benim adıma eğlenceli geçti. Ayvalık Esnaf ve Sanatkarlar Odası'nın düzenlediği, projesi Aydın Aktuğ tarafından şekillendirilen, amacı Balıkesir'in Ayvalık ilçesinin tarihi, coğrafi, gastro ve kültürel özelliklerini yansıtmak olan ve ilk defa düzenlenen bir festival oldu. Benim de Favori Lezzetler yazarı olarak davet edildiğim festival 4 gün sürdü. Festivale destek veren Favori Lezzet yazarlarımızdan sevgili Gurme Rakun, namı diğer Şefika Onur Atalay'a beni de davet ettiği için tekrar teşekkür ederim.

Her günü, her anı dolu dolu geçen festivalin açılışında, Ayvalık Kaymakamı sayın Gökhan Görgülüaslan, Ayvalık Büyükşehir Belediye Başkanı sayın Zekai Kafaoğlu, Ayvalık Belediye Başkanı sayın Rahmi Gencer ve Ayvalık Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı sayın Melih Çakırca bulundular. Festival üç ayrı noktada yapıldı. Ayvalık merkez, Cunda Adası ve Küçükköy olarak programlar yapıldı. Bunun nedenini sorduğumda Ayvalık'ın tanıtacak tek bir noktadan ibaret olmadığının altını çizen Aydın bey aslında beş noktayı hedefledikleriini ama şimdilik üç yerde olacağını açıkladı.

Çünkü Ayvalık gerçekten çok büyük bir ilçe ve 22 adadan oluşan bir bütünlüğe sahip olduğu için, her noktasında ayrı bir özellik, ayrı bir doğa var. 
Festivalin ana teması "İstifnolu Günler" idi. İstifno Ege bölgesinde yetişen köpek üzümü , yabani pamuk da denilen tadı hafif acı ve ıspanağı andıran çok faydalı bir ottur.

Yörede salatası meşhurdur, hele papalina balığının yanında ya da öncesinde yenilecek, sarımsak, zeytinyağı ve limonla tatlandırılan en sevilen salatadır. Ayvalık hem doğası hem yemek kültürü hem de aydın insanların yaşadığı Türkiye'nin çok özel beldelerindendir.

Ayvalık'a 3. gelişimdi, ne yalan söyliyim bu kadar ertaflıca her yerini gezme imkanım olmadı. Biz Favori Lezzet yazarları olarak üç kişiydik. Sevgili Gülten Özdemir, ben ve Şefika Onur Atalay, bunun dışında Ankara'nın lezzet keşifçilerinden sevgili Özgür Elibol ve yine Ankara'dan gazeteci AhmetTemür Türkan'da bizimleydi.

İlk günü öğleden sonra ancak orada olabildim. Gelirgelmez Şimdi Rum Meyhanesi'nde yapılan Ekalliyet yani rum ve ermeni mutfağı workshopuna gittim. Yapılış aşamalarını kaçırsam da mezelerden yiyip tattım. Bir Girit mezesi olan Talumaki, işkembe salatası, istifnolu mücver ve biber turşusu harikaydı. Mekan sahibi Beyza hanım ise tam bir tarih..Asıl mesleği mimarlık fakat o 1981 den beri meyhane kültürü, mezeleri, yemekleri üzerine kendini geliştirmiş çok değerli bir insan. Bir çok tarif kitabı var.

Ardından tekne turuyla adaları şöyle bir dolaştık ve demiri Cunda adasına attık. Yalnız tekne turumuz muhteşem geçti, Atatürk ve cumhuriyet konulu marşlarla şarkılarla coştuk. Bu arada Esnaf Odası başkanı sevgili Melih Çakırca ile kısa bir sohbet yapıp festival hakkında bilgilendim. 
Cundaya vardığımızda Emine Alışık'ın resim sergisini ziyaret ettik. Gerçekten sanatsal çalışmalarıyla adından söz ettiren Emine hanımın en güzel tablolarını ve canlı performans çizimini zevkle izledik.

Oradan biraz ileride bulunan mimarisi çok eskiye dayanan Taş Kahveye diyetisyen Selin Açıkgöz'ü dinlemek üzere gittik. Sağlıklı beslenme ve otların sağlıklı beslenme üzerindeki etkilerini, faydalarını çok güzel bir dille bizlere aktarıp söyleşide bulundu.

Derken arkadaşım Taş kahvede bir Ayvalık tostu yiyim dedi ama az kalsın tekneyi kaçırıyorduk, zor yetiştik. Dönüş turumuz da çok eğlenceli geçti, şarkılar türküler, söyleşiler..

Ayvalık merkeze varınca biraz stantları gezip alışveriş yaptık. Yörenin çeşit çeşit zeytinleri, zeytinyağları, sabun, hediyelik eşya ve daha bir çok ürünü gözlemleyip gezdik. Sahile karşı birer çay içtik, meşhur sakızlı dondurmadan yedik.

Akşama doğru iskele meydanının ordan belediyenin tahsis ettiği bir otobüsle Küçükköy Cumhuriyet Kültür Merkezine gittik. Önce yaşanmış bir mübadele öyküsü olan " İki Yaka Yarım Aşk " kısa film gösterisini izledik. Rum delikanlıyla Türk kızının yarım kalan aşkını konu alan film çok etkileyiciydi gerçekten. Senarist yardımcı doçent dr. Nurdan Tümbek Tekeoğlu söyleşisini dinledim.

Sesine ve söyleşisine hayran kaldığım Serap Yenici ve "Dünya İçin Bir Şey Yap" kitabının yazarı Orhan Kural söyleşisini dinleme zevkine erdim. Hayat felsefesi "Küçük şeylerden zevk al, mutlu ol" sözleriyle bizlere keyifli ve esprili bir dille yaşanmış hikayelerinden anlatıp bir nevi ders verdi. Kendisine hayran kaldım. Gece 11'e kadar süren bu güzel etkinliğin ardından otele döndük. Belediyenin oteli olan Boğaziçi otelde kaldık. Otelin etrafındaki sokak köpeklerinin insanlara yaklaşıp sevilmek istediğinde bulunduğu çok cici bir oteldi burası. Beni ve diğer arkadaşlarımı rahatsız eden tek şey sivrisineklerin çok oluşuydu.

Ertesi gün erkenden kalkıp Cunda adasına Doğa parkında yürüyüşe çıktık. Toplamda 50 kişiydik ve ben ilk defa bir doğa yürüyüşüne çıktım. Tabi ki doğada yürüyüşler yaptım fakat bu kadar çok insanla değildi, artı buradaki bitki örtüsü, ağaçlar, otlar, kuşlar koruma alanına girmiş ve kesinlikle zarar verilmesine izin verilmiyor desem de kilisenin oradaki define kazılarını nasıl görmüyorlar şaşırdım.

Körfez Doğa Sporları adına Doğa rehberi Erhan Çiftçinin önderliğinde Tabiat parkında yaptığımız bu eğlenceli ve de faydalı yürüyüş etkinliğinde gerçekten hiç yorulduğumu hissetmedim. Bol temiz hava, oksijen, kuş sesleri, değişik otları tanıma fırsatı bulduğum için çok mutluydum. 5 km.lik bir parkuru zevkle ve bol bol fotoğraf çektirerek tamamladık. Oradan Ayvalık adalarını seyretmek doyumsuzdu..

Ardından tekrar otobüse binip otele geri döndük. Elbiselerimizi değiştirip tekrar tadım yapmak üzere yola koyulduk.

Palabahçe'ye doğru yola koyulduk, orada Biz Sanat Atölyesi Ebru sanatçısı Turgut Alp CanEbru sanatı ve nasıl yapıldığı hakkında bilgi ve canlı performans yapıldı. Doğrusu ilk defa izleme fırsatı buldum ve çok ilgimi çekti diyebilirim. Atölye oldukça güzel ve otantik döşenmiş, keyifli bir mekandı.

Ayvalık'ta yapılar, mekanlar çok değişik, mimarisi modern değil, eskiyi yeniden canlandırıp orjinali korumaya çalışmışlar. Tabi genelde restore edilecek pek çok bina var. Mesela bir sabun fabrikası gördük, yıkılacak derecede eskimişti..Bunun gibi bir çok bina gördük. Belediye başkanı bu konuda yavaş yavaş bir şeyler yapmaya çalışıyor anladığım kadarıyla ama sanırım yetersiz.

Bir de Ayvalık sokakları dikkatimi çekti. Daracık uzun sokaklarda kimbilir ne anılar yaşandı. Her evin bir bahçesi var, renkli boyalarla boyanmış duvarlar, kapılar..kimisi çok eski bakımsız, kimisi cafeye çevirmiş. Ama bir büyüsü var sanki, düşündüm acaba burada yaşasam nasıl olur....

Şeytanın Kahvesi diye bir mekana gittik, orada da Ayten Kodak hanımefendiden sabun yapımı ve inceliklerinin yapımını ve söyleşisini dinledik. Şeytan adını dedelerinin lakabından alan mekan sahipleri gayet ilgiliydiler, bol bol koruk şerbeti ve kahve içip oradaki festival kapsamında olan bir kaç sanatsal dükkanı daha ziyaret ettik. Gerçekten çok güzel tasarımlar vardı fakat biraz pahallı bulduğumu söyleyeyim.

Ayvalık tarihi ve restorasyon üzerine söyleşi Yrd. doç. dr. Figen Erdoğdu söyleşisi ve Yerel Tarih Araştırmacısı Taylan Köken ile tarihi Ayvalık sokaklarında yürüyüş etkinliklerine gidemedik.

Günün son tadım etkinliği Ayvalık'ın en meşhur çorbacısı Paşa Çorba'daydı. Bu kadar ünlü bir mekanı göreceğim için heyecan yaptım.

Sevgili İzzet Durkan ve eşinin birlikte işlettikleri mekan daracık sokak içinde sağa sola dönüp varılan bir yerde, adres verseler bulamam. Şanı kadar lüks bir mekan değil fakat yemekler, mezeler o kadar lezzetli ki yabancı turistlerin en çok rağbet ettiği bu mekanın lezzet sırrını mekan sahibine sorduğumda bana aynı kalitede her gün sulu yemek, ev yemekleri tadında özenle pişirilen menülerden kaynaklandığını ve tabi ki zeytinyağının verdiği lezzet..

Orada hemen bizlere kuzu etli arap saçının yapımını ve Ada Köftesini canlı olarak gösterip sunum yaptı. bizler de afiyetle yedik. Ben zaten arapsaçını çok severim ve kuzu etlisine bayılırım. Lezzeti ve kıvamı harikaydı. Köfte ise değişik geldi. Ada köftesini ilk defa yedim, o da damak zeevkime uygundu. Ardından birer tane bol cevizli kalburabastı ile tadımı tamamladık.

Ardından sokakları gezmeeye devam ettik ve sokak sanatçılarını dinleyip biz de onlarla şarkılar söyledik.

Akşam ise tekrar Cunda Adasına gidip Serap Yenici'nin muhteşem konserini dinlemeye gittik. Coştuk, eğlendik, meşhur sakızlı, böğürtlenli dondurmadan yedik.

Üçüncü gün öğlene doğru Bedesteniçi, Talatpaşa caddesinde hizmet veren ve çok Beğendiğim Mavi Mutfakta tadıma gittik.Yine ara sokaklarda, bir çok restoran ve cafelerin olduğu bir yer. Mekan sahipleri ne kadar samimiydi, bizlere otlar ve yaptıkları salatalar hakkında bilgiler verip sunum yaptılar. Sırayla istifno salatası, deniz börülcesi salatası, turpotu salatası, kabak çiçeği ve kabak dolması, içbakla salatası ikram ettiler. Ankaralı blogerlar hayatlarında ilk defa bu tatları denemişler. Bazılarının damak tadına uymadı, beğenmedi ama bu bir alışkanlık aslında..

Mavi Mutfak'tan çok memnun ayrılıp Küçükköy'de yapılan Teferriç Şenlikleri, Boşnak Festivaline gittik. Boşnakları Sakarya'dan çok iyi bilir ve tanırım. Orada sürekli canlı Boşnak müziği, dans, eğlence vardı. Boşnak kıyafetleri giymiş kızların gösterileri vardı. Bunun dışında tabi ki yöre halkının, esnafının yaptığı Boşnak yemekleri, börekleri, tatlıları göz ve mide doldurdu. Bir ara kendi başıma çıkıp sokaklarını gezdim. Tarih kokan bir köydü burası. Boşnakların, göçmenlerin eski hayatından kalan kalıntılar, bazıları cafeye çevrilip dizayn edilmiş, bazıları atölye olmuş. Sanatsal tasarımları olan bir mekana girdim mesela..Resim ve heykeltraş santaçısı Uğur Çalışkan'ın sergisini gezdim, çok değişikti. Eski materyallere yeni bir ruh verip onları yaşatmaya çalışan değerli bir sanatçı, çok beğendim.

Mis kokan çiçekler, yemyeşil bir köy Küçükköy ve kesinlikle bu yapı bozulmamalı..Yeni yerleşim yeri modern iki üç katlı binalarla dolu ama eski köy yeri gerçekten tarih kokuyor.

Ardından Sakarya Mahallesindeki Midi Bistro Cafeye gittik. Burası Fransız karı kocanın birlikte işlettikleri tamamen doğal kekler, ekmekler, tartlar, kişler yapılan bir dükkan. Bize canlı istifno otlu kiş yapımını gösterip sunum yaptılar. Birer küçük dilimle doymadık ama neyse, gerçekten çok lezzetliydi.

Ardından tıbbi çay demleme teknikleri, otlardan nasıl çay yapılır konulu etkinlikler oldu onlara da katılamadık.

Son gün yani dördüncü gün hava yağışlıydı ve bizim grup o gün ki etkinliklere katılmadık. Ogün aslında çok sevdiğim Taichi doğa sporu etkinliğ vardı. Bisiklet turu, bir çok söyleşi, çocuklar için doğa ve çocuk adı altında uçurtma şenliği gibi çeşitli etkinlikler vardı.

Biz öğlen dışarı çıkıp keşifler yaptık. Mesela çok güzel bir butik otel keşfettik. İç ve dış mimarisine bayıldım, cennette yaşıyor gibi olunacak bir yer.

Eski Ayvalık sokaklarını gezdik, Tostçular sokağında Ayvalık tostu yedik. Sokağa girer girmez hep bir ağızdan "buyrun çok güzel sıcacık tostlarımız var" diyen beş on kişiye gülmeden edemedim. Sanki otobüs garında hissetim kendimi.

Bir diğer beğendiğim meşhur lezzeti ise lor tatlısıydı.

En son minibüse binip Armutçuk pazarına gittik. Her şey bolca dolu dolu vardı. Ankaralı arkadaşlar meşhur Ayvalık loru aldılar. Biraz da enginar ve diğer otlardan.

Bunun dışında genel olarak çok memnun kaldığımı söyleyebilirim. Ayvalık her bakımdan olağanüstü güzel bir turizm beldesi. Özellikle yazın Sarımsaklı Plajı, çok uzun, volkanik ve tene yapışmayan altın sarısı kumunun özelliğiyle harika bir plaj. Yaz kış yaşanabilecek huzurlu bir belde. Zaten emekli olup da yerleşen çok insan var. Ev fiyatları çok pahallı olmasına rağmen talep var. Bana kalsa ben de Ayvalık aşığı biriyim ve orada yaşlanmak isterdim.

Son olarak emeği geçen herkese çok çok teşekkür ediyorum, Ayvalık tarihi dokusu korunsun, Ayvalık'a sahip çıkılmaya devam edilsin. Böyle festivaller daha sık yapılsın.

Seneye görüşmek üzere..sevgiler, saygılar..

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
MEKANLAR
YAZARLAR
FACEBOOK'TA FAVORİ LEZZETLER
CHEFLER
BLOGGERLAR
TWITTER'DA FAVORİ LEZZETLER
Favori Lezzetler • Hakkımızda • Künye • Reklam • İletişim
HABERLER
• Etkinlik • Avm • Favori Oteller • Kahvaltı Mekanları • Steakhouse • Favori Mekanlar • Eğitim • Vitrin
MEKANLAR
• Türk Mutfağı • Steakhouse • Belçika • Pizzacılar • Mantıcılar • Çay Bahçesi • Dondurmacı • Fırın
CHEFLER
• Chef Atilla Yıldız • Chef Mehmet Kudat • Chef Diler Terzi • Chef Yılmaz Almaz • Chef Merve Uçan • Chef Mehmet Bütcher • Chef Kumsal Keskinel • Chef Tuğba Yener
YAZARLAR
• Ayşen Tosun / Mekan Yazarı • Kumsal Keskinel / Mekan Yazarı • Aydan Terzi / Lezzet Gezgini • Ceyhun Kizen / Mekan Yazarı • Özgür Elibol / Mekan Yazarı • Elif Sevil / Mekan Yazarı • Hande Azap / Lezzet Gezgini • Julide Eren / Mekan Yazarı